Var mı Arttıran?

12 Ekim 2012 Cuma

Dile gelen sol el



 
Sol el - Sadece senin sevgine ihtiyacım var, başkasınınkine değil..
 
Sağ el -Çok tatlı birşeysin sen..Çok seviyorum seni..
 
Sol el-  Cazgırlıkları mı? Küsmeleri mi? Öfkeleri mi? Kıskançlıkları mı?  
           Alınganlıkları mı? Kaçmaları mı?
 
Sağ el - Onlar da öyle tatlı ki...
 
Sol el - Bunları yapınca kendini sevmiyorsun ama ?
 
Sağ el - Doğru....yanlış yapmışım duygusu oluyor...
 
Sol el - Hissetmek yanlış değil..Bırakmıyorsun beni öyle zamanlarda, kontrol      ediyorsun devamlı.Oysa çıkmak istiyorum. Yok olmuş olmuyor hislerim,tepkilerim.Sadece bastırılmış oluyor. Kaybolmuyor, aksine büyüyor. ve büyüdükçe daha da çok kontrol etmek istiyorsun. Bırak Lütfen Beni !           Küstüğüm ve alındığım...sevindiğim zaman belli etmek istiyorum.            Karşındaki gider diye korkuyorsun. Giderse zaten hiç gelmemiştir, bırak             hayali yer işgal etmesin! Gerçeğine yer aç! Ve lütfen, ama LÜTFEN beni onunla tanıştır. Kontrolsüzce...
LÜTFEN BIRAK BENİ...
İÇİNDE HAPSETME BENİ!
Kırıldın ona, seni devamlı reddediyor yine...belli ediyor musun? Hayır! 
Ben belli etmek istiyorum!
BIRAK BENİ!
 
 
 Senem
 
 12.10.2012

Türkiye'de sıradan bir kadın..







Atatürkçüyüm, evlenmiş boşanmış bekarım, kız çocuk annesiyim, bir avuç serseriden biriyim, dövmem var, inancım var ama dinim yok, hayvan severim, doğayı korurum, eh son olarak da isim bakımından da artık yasaklıyım :))) Bu ülkede azınlıktayım, ne kızım ne benim Tanrı'dan başka güvencemiz yok, (hoş başkasına da ihtiyaç yok o ayrı)...Tüm bu sebepleri birleştirince herhangi bir ülkeye iltica etmek için yeterince sebebim oluyor...Gider miyim?...düşünmüyor değilim. Ancak gidersem başta yazdığım 'Atatürkçüyüm'ü silmem gerek. O yüzden kalıyor ve ülkemi aydınlıklara taşımak için elimden geleni yapıyorum.
Sevgiyle...

Senem
09.10.2012

18 Mart 2012 Pazar

21 Mart

21 Aralık 2012’de Yeni Dünyanın Işığı’nın Doğumuna Hazırlanmak 40 yıldır kadim nümeroloji bilimi ile uğraşan bir gezegensel nümeroloji uzmanıyım.
2012, gezegenimizin tarihindeki en önemli yıllardan biri. 21 Mart 2012 ise benim şimdiye kadar analizini yaptığım gelmiş geçmiş en etkili gün. 21 Mart ile ilgili yaptığım analizler şu şekilde yorumlanabilir:
Bu önemli doğum gününün kaderi IŞIK. Bu günün bir diğer bilimsel yorumu evrensel mesih bilincinin tüm dünyada ortaya çıkışı. Bu oluşum gününün bir diğer önemli tarafı da, “Dünyanın Işığı’nı” sembolize eden 21 Aralık 2012’deki doğumdan önceki 4. tepe noktası olması. 21 Aralık’ta dünyanın ışığının en güçlü enerjisini ortaya çıkarmak için 21 Mart gününün güçlü ışığını büyütmek ve yansıtmak için fırsatımız olacak. Maya Takvimi’ne göre, 21 Aralık yeni bir 26.000 yıllık döngünün başlangıcı. Benim yaptığım bilimsel analize göre 21 Aralık tarihi, insanlığın geleceği için birçok anlamda çok olumlu olabilecek bir potansiyele sahip. Bu da akla, bu kadar tarihi öneme sahip bir güne nasıl hazırlanacağımızı getiriyor. Burada geçerli olan enerji yasası, çoğunlukla “yukarıda ne varsa, aşağıda da o var” prensibi. 9 ayın insanlar için ana rahmine düşme ile doğum arasındaki zaman olduğunu hepimiz biliyoruz.
 Kadim halklar 21 Aralık gibi önemli bir gezegensel doğumun da aynı prensip uyarınca hareket ettiğine inanıyorlardı. 21 Mart’dan itibaren tam 9 ay. Sonuçta; 21 Mart’da, dünyayı, kelimenin tam anlamı ile değiştirme fırsatı için 24 saatlik bir pencere açılıyor. 21 Aralık (yeni bir 26.000 yıllık zaman döngüsünün başlangıcı olarak) tarihinin, dünyanın tüm boyutlarında olumlu sonuç vermesini sağlamak için, 21 Mart’ı dualarımız ve düşüncelerimizi yansıtmak suretiyle kullanacağız.
Ben de sizi bizlerle birlikte 21 Mart’da dua etmeye çağırıyorum. Bunu, istediğiniz herhangi bir duayı ya da Dünyanın Işıklı halini imgeleyerek yapabilirsiniz. Her birimiz, bu gezegensel dönüşüm yolunda Yüce Yaratıcı’nın yardımcılarıyız. Bizler, düşüncelerimiz, sözlerimiz ve eylemlerimiz ile yaratıyoruz. Her bir insan dünyayı değiştirmeye yardımcı olacak kapasiteye sahip. Tek yapmamız gereken arzu ettiğimiz dünyayı ortaya çıkarmak için niyet etmemiz. Her birimiz, doğru bir şekilde niyet ederek ve davranarak, düşüncelerimizin içeriği ve kalitesi konusunda, aynı zamanda da bize emanet edilen dünyaya hak ettiği özenin gösterilmesi için sorumluluğumuzu alabiliriz. Eğer her birimiz hayırsever bir ruhla, bizden daha az şanslı olan insanlar için bir şeyler yapmayı seçersek, kollektif olarak dünyadaki acıların ve ihtiyaçların ortadan kalkmasını sağlayabiliriz.
Bunlar gerçekçi ve ulaşılabilir hedefler. Her gün meditasyon yapmak, dua etmek ya da size uygun gelen yöntem ne ise; gönüllü çalışmak, çevreci aktiviteler ya da başka insancıl çabalar dünyayı yeniden yaratmamız için yapmamız gereken basit şeyler. Başkalarını da bunları yapmaya ikna etmek bayağı bir disiplin ve istek gerektiriyor çünkü bu tip bir yaratım, insan sayısı ne kadar fazla olursa o kadar iyi çalışır. İçinden dünyaya bir şekilde hizmet etme arzusu gelen ve buna karşılık bir şeyler yapan, bu gezegendeki her insan; bu Dünya Hizmetlileri grubunun bir parçası. Kollektif içinde her bireyin katkısı çok önemli.
Bizim sorumluluğumuz; 21 Mart’da olabildiğince çok gezegen ışık işçisini dua etmek için teşvik etmek ve yeni 26.000 yıllık dönemin doğum zamanının (21 Aralık’ın); fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal boyutlarda en olumlu şekilde tezahür etmesini sağlamak için olabildiğince çok olumlu düşüncenin buna odaklanmasını sağlamak. Her ulustan, her dinden tüm insanlar bu yeni 26.000 yıllık dönemden fayda görecek. Eğer bu gezegensel vizyonu paylaşıyorsanız lütfen bu çağrıyı dostlarınızla, ailenizle ve tüm tanıdıklarınızla paylaşın.
 
John Davis
Çeviren: Ebru Altan

23 Şubat 2012 Perşembe

SEVGİLİME SÖZSÜZ BİR MEKTUP YAZDIM

Dedim ki,
Ben küçük bir kadınım,
kırık kalbinde bir gezegeni tutmak isteyecek
kadar cüretkar.

Dedim ki,
Buraya sessizlik iniyor
sessizliğin omuzlarının tam üstüne,
bir gölge eridikçe diğerinin içinde.
Her şey burada
havada asılı kalan anda.
Dedim ki,
Sükutun ocağında,
bu kadın hayat buluyor,
çırılçıplak kalan bir şelale misali.

Dedim ki,
İncecik bir ışık hüzmesine dönüştüm,
bütünüyle kendimim.

Dedim ki,
Her bir anda,
evrenin öyküsü tekrarlanır:
Hiçbir şey yokken,
bak şimdi olana.
Beni hep şaşırtıyorsun


DEENA METZGER

21 Şubat 2012 Salı

Sahil

Bugün hava çok güzeldi. Uzun zamandır ağır, yer yer karlı, daha çok 'aman kar yağacak' korkulu, hayli soğuk günler geçiren biz istanbul ahalisi için fevkaledenin fevkinde bir gündü. Benim de şansıma dersler arasında uzunca bir boş vaktim oldu. Attım hemen kendimi sahile, elimde arkadaşımın yazdığı kitap, kulağımda müzikler...Bir elimde de kahve fincanıyla oturdum bir banka.Müziği kısık seste tuttum ki doğayı da dinleyebileyim,kitabıma da konsantre olabileyim. Laz olmadığım için hepsini aynı anda yapabiliyorum. İkizler olmanın da katkısıyla tabi ;)
Kitabımı okuyorum, orada geçen bir cümle beni düşündürüyor, durup uzaklara bakıyorum. Denize takılıyor gözüm, inip kalkan süzülen martıları izliyorum, gemiler, tekneler geçiyor. Sonra tekrar kitaba dönüyorum. Yine bir cümle beni düşündürüyor. Aaa diyorumm bunu ben de böyle yapıyorum, ya da hımm diyorum kendimle ilgili bir şey daha farkediyorum. Bazı bazı müziğe dalıyorum, durup sadece onu dinliyorum. Kafamı kaldırıp etrafa her baktığımda yanımdaki bankta oturan kadınla gözgöze gelip, birbirimizi tanımadan aynı An'ı paylaşıyor olmanın verdiği güven ve samimiyetle gülümsüyoruz. Yanımdaki ağaçta bir karga hiç durmadan ötüyor tepemde. Ne anlatmak istediğini bir anlasam.Bana bakıyor bir de üstelik, kimden haber getirdin ey karga?
Havayı kokluyorum arada, derin nefesler çekiyorum. Hayallere dalıyorum an an, aldığım nefeslerle o hayalleri yaşamıma çektiğimi düşünüyorum. Nasıl güzel; deniz, hava, martılar, cıvıldayan kuşlar, çocuğuyla önümden geçen çift, geçerken gözü bana takılan, dönüp dönüp bakan, sonra bir an yeniden önümden geçtiğini farkettiğim o adam...adam güzel miydi tam göremedim ama hali tavrı komikti :)
Derken kulağımda ikinci çocuğumun doğumunda çalmak istediğim yumuşacık mantra duyuluyor. Kitabı kapatıp, hayalimde çocuğum, çocuğumun babası, etrafta kuş cıvıltıları, deniz kokusu, güneş, ben kaybolmuş giderken...bir ses duyuluyor önümden geçen bir adamdan..beni hayallerden, güzelliklerden koparıp o an'ın adamda cereyan eden gerçeğine taşıyan:  Hıaaayyggkk Tuuu!!
Yani sevgili evren bana boş hayallere dalma mı demek istedin, hayal kur ama dikkatli ol, etrafta pis musubetler olabilir mi demek istedin? Daldığım hayalleri bir tükürüğe kurban eder miyim diye test mi yaptın?
Nedir bilmiyorum ama, ben hayallerimi ve o an'da sahip olduğum huzur dolu ruhumu o tükürüğe kurban etmedim tabi.
Hayallerim ve huzur dolu ruhum baki..Olur arada tükürenler, çamurlar sıçrar hatta, kafama ayna bile düşer. Olur hepsi olur...Hayallerimden ve huzurumdan süzdüğüm yaşamımın dışında kalırlar. Yaşamımızın...tek kişilik değildi kurduğum hayaller.


Biz yine sahilde buluşuruz...


Senem



13 Şubat 2012 Pazartesi

Senden Özür Diliyorum AŞK!

Senden özür diliyorum AŞK!
Korkularım ve 'Ama'larla çerçevelenmiş kalıplarımla, seni hakettiğin gibi sarıp kucaklayamadığım için...
Doğru-yanlış,..-meli, -malı ile biten cümlelerle seni sınırlandırdığım için...
En uzakta olduğunu sandığımda bile aslında hep orada ve Var olduğunu göremediğim için...
Geçtiğim yollardan sırf seni yeniden sarmam için kendini bana göstermek üzere geçtiğinde bile, o anda orada olana; sana değil, olmayana; aslında beni hiç de ilgilendirmeyenlere baktığım için...
Kalbim seni gördüğü ve gerçek olduğunu bildiği halde, zihnimin oyunlarına uyduğum için...
Sana kendimi tesim ettiğim bir kaç tek tük anın hemen ardından zihnimin oyunlarına uyup Olanı kurcaladığım ve sorguladığım için...
Sana hakettiğin gibi inanmadığım ve güvenmediğim için...
Geçmişin tozlarıyla seni kirlettiğim için...
Tüm güzelliğine,gücüne,yoğunluğuna ve başkalığına rağmen; sana kendimi teslim edemediğim için...

Pişman mıyım? Hayır...Herşey nasıl olması gerekiyorsa öyle oldu. Ne senin ne benim seçim yapma şansımız vardı. 'Keşke sarabilseydim, keşke bu kadar korkmasaydım' diyor muyum? 'Keşke'nin kifayetsiz bir kelime olduğunu bilmesem derdim. Olanı değiştirir mi 'Keşke'? Seni geri getirir mi? Sen gittin mi peki gerçekten? Sen gittin mi?

Şimdi bana bir şans daha versen, bu sefer yine bu kadar korkup, sınırlar mıyım seni? Yine geçmişimle püskürtür müyüm? ....

Olan herşeye ve en çok sana teşekkür borçluyum. Sen bu kadar derinime gelmeseydin, orada birikmiş tortuların yüzeyi ne kadar bulandırdığını belki de asla farketmeyecek, birbirinin benzeri hikayeleri yaşamaya devam edecektim. Sayende derinden acıdı canım ve derinden temizlenme yoluna girdi. O yüzden olan hiçbir şeyi ve seni göremeyecek kadar bulandı. Şükür ki temizleniyor, berraklaşıyor. O berraklaştıkça ben, kalbim ve zihnim arasındaki farkı ve olanları daha net biçimde görebiliyorum.
Şimdi yine gelsen, biliyorum zihnim büyük besin kaynağı olan korkularımdan arınmak istemediği için yine oyunlara başlayacak. Yine yanlış surette, yanlış zamanda geldiğine inandırmaya çalışacak beni. Yine sorgularla olandan,senden uzaklaştırmaya çalışacak.

Güzel olan şu ki; kalbim kuvvetlendi. Ve senin aslında hep orada olduğunu, hiçbir yere gitmediğini, her nefesimle içimde can bulduğunu biliyor artık.
Nefesim midemdeki kelebekleri yeniden uçurabilir ve sana ulaştırabilirse şayet;
Bu sefer yanından sana seslenemeden geçmeyeceğim.Bu sefer kollarımı kocaman açıp, seni sıkı sıkı saracağım...
Sadece 'An' ımızın tadını çıkaracağım ve orada olmayana bakmayacağım...
'Olan'a ve sana güvenip, kendimi akışa bırakacağım...
Geçmişi güne taşımayacağım, görünmeyen geleceği sorgulamayacağım...
Kollarımı ensemde kavuşturup kucağına yatacağım ve seni, yıldızları, bana sunduklarını izleyecek ve hakettiklerimin, hakettiklerimizin tadını çıkaracağım.

Gelecek zaman? Aslında sen içimdeyken benim tam da şu anda yaptığım o...

Sevgililer Günü'n kutlu olsun AŞK..beni Affet...

Senem

8 Şubat 2012 Çarşamba

'Ama'

 'Ama seni seviyorum' diyordu adam en başından beri. Kadınsa sadece 'Ama'yı duyuyordu. Çünkü oydu aslında 'Seni seviyorum Ama..' diyen en başından beri. Bunu bu kadar geç farketmiş olmasının verdiği şaşkınlık vardı üzerinde, adam yanından geçerken ona seslenemediğinde...

Senem