Sevgiliye Manifesto
1.Bölüm
Sev beni…
Öyle uzaktan, hayranlıkla, -mış gibi, sahip olma arzusuyla
değil
Gerçekten, yürekten, derinden… Sev beni
Coşkuyla, Neşeyle, Heyecanla, İstekle, Tutkuyla, Merakla,
Sabırla, Özveriyle, Aşkla, Şefkatle, Samimiyetle, Özenle, Dikkatle, Bilgiyle,
Saygıyla, Sevgiyle… Sev beni
Kararlı adımlarla gel bana, attığın adımların sesi gelsin
kulağıma…Bastığı yerde kök salan adımların olsun..
Su gibi gel hayatıma. Berrak, akışkan, uyumlu… özünü koru,
ama hayatımın şekline uydur kendini.
Kanatlarıma, yelkenime güç katan rüzgar ol, ferahlığınla,
gücünle gel.
Ateşime, ateşinle katıl.
Yakan, yok eden değil; ısıtan, eriten bir ateşle gel; hem kendimizi, hem
çevremizi aydınlatan, ısıtan.
Tanıştığımızda elimi sıkı sar. Boş eldiven gibi tutarsan
elimi, boş adam der bırakırım seni. “Sıkı adam” demeliyim daha ilk
tanıştığımızda sana.
Gözlerime, kalbinle ve ruhunla bakmalısın, daha ilk
“Merhaba” dediğinde. Ve görmeliyim ben de kalbini ve ruhunu senin gözlerinde. O
denli açık gelmelisin bana. O denli açık olabilmeliyim sana..Kalplerimizde
eğri,doğru,yanlış,iyi, kötü ne varsa gözlerimizde olmalı. O denli açık
olmalıyız birbirimize.
Bana gelmeden, tüm maskelerini köşedeki eskicide bırakmış
olmalısın, karşılıksızca.
Görmüş, geçirmiş, yaşamış, pişmiş, doymuş, büyümüş… olmalısın.
Ve bir o kadar saf, duru, taze, heyecanlı, coşkulu…
Kolların açık ve boş olmalı, daha beni sarmaya niyet ettiğin
anda. Kalabalık kollarla, elinde başka eller varken sakın gelme, bakma bile
bana halin buysa…
El değmemiş olmalısın. Benden önce sana değen eller, benim
tanıdığım, bir şeyler paylaştığım, sevdiğim eller olmamalı. Tanınmadan gel.
Evet küçük bir dünyadayız. Velev ki, tanındın benden önce, tüm meseleleri
halletmiş olarak gel, senin bana gelişin, bir başkasının benden gidişi olmasın.
Tek, kendin olarak gel bana. Kendini, ne olduğunu, kim
olduğunu, ne istediğini bilerek…
Gel.
2.Bölüm
İsteklerim olacak senden, şimdiden bil bunları :
Güzel bir adam olmalısın en başta. Ben güzel, yakışıklı adam
severim. “İçi güzel olsun canım, dışı önemli değil”, diyenlerden değilim. Karizman
olmalı. Giyiminle, tarzınla, tavrınla, konuşmanla, yaptıklarınla sıra dışı
olmalısın. Özel olmalısın ve bu her halinden belli olmalı.
Sesin ve diksiyonun da çok önemli. Sesinden, zekanı, hayata
bakışını, kendine olan güvenini anlarım. Sarmalısın, en başta sesinle beni.
Bedenine iyi bakıyor olmalısın. Sıkı ve seksi beden severim.
Hımbıl olmak, göbeği salmak gibi bir konu olmayacak hayatında, benim hayatım
olmayı seçtiğinde. Spor hayatının bir parçası olmalı.
Ellerin çok önemli. Güzel el severim, onları güzel de
kullanıyor olmalısın. Konuşmalarında, yemek yiyişinde, su içişinde erkeksi bir
zarafetle sana eşlik etmeliler. Ve elbette maharetli olmalı o eller. Yaratan,
üreten, tasarlayan, çizen, resmeden, enstürman çalan eller olmalı.
Evet dişlerin de önemli. Bakımlı ve temiz olmalı. Çarpık,
bakımsız dişlerin varsa, yaptır öyle gel.
Centilmen olmalısın. Görgü kurallarını bilip, yeri geldikçe
uygulayacak kadar centilmen. Bana, özel ve kadın, hem de özel bir kadın
olduğumu her an ve her hareketinle hissettirmelisin. Yalnız lütfen barlarda,
restaurantlarda çantamı taşıyacak kadar da abartma.
Mutfakla aran oldukça iyi olmalı. Yemek yapmayı bilmelisin
ve hatta en az bir yemekte uzmanlığın olmalı. Hiç sevmem mutfağa girmeyen
adamı. Bana yemek yaptığında çok mutlu olacağımı bilip, bundan zevk almalısın.
Benim yaptığım yemeklerle de aran iyi olmalı. Ayrıca bazen
hiç yemek yapmak istemediğimi de kabullenmelisin. Sofrada sinameki adam sevmem,
her şeyi yiyebiliyor olmalısın. Annenin sofrasında değilsin, şımaramazsın.
Tamam, sağlık nedeni ile bazı şeyleri yiyemiyor olmanı hoş görebilirim.
Deniz ürünlerini, sebzeyi, meyveyi, vejateryen ve vegan
lezzetleri biliyor ve seviyor olmalısın. Değişik dünya lezzetlerine ve benim
deneysel lezzetlerime açık olmalısın, ben de senin etsiz denemelerine açık
olacağım, söz.
Sabah mutlu kalkanlardan olmalısın çünkü güne dans ederek,
müzik dinleyerek başlayacağız. Dırdır, sabah huysuzluğu falan istemem.
Sigara içen biri olabilirsin, ama evde fazla içemeyeceğini bil. Ve
benim bir kül tablası öpmek istemediğimi de. Biraz düşündüm de; yok sen bana gelirken
sigara olayını bitir en iyisi.
İçkiyle aran iyi olmalı. Gerçekten iyi olmalı, neyi, nasıl,
ne kadar içeceğini iyi biliyor olmalısın. Sarhoş halin agresifse hiç sevmeyeceğimi
baştan söyleyeyim. Bununla birlikte, sen benimkini sevmek zorundasın.
Rakı ve rakı sofralarının adabını biliyor ve seviyor
olacaksın. Rakı içmeyen erkeği adam yerine koymam, bilgin olsun.
Öyle her gün içki sofrası istemem, bir ritüel olmalı bu
hayatımızda. Sıradanlaşmadan yaşanan.
Tütsülerimi de sevmelisin. Alerjin falan varsa, hiş şansımız
yok bilesin.
Alerji demişken; kediye, köpeğe, kuşa, böceğe alerjin falan
olmasın lütfen, anlaşamayız.
Hayvan ve çocuk sevmen her şeyden önemli, olmazsa olmaz bir
şartımdır. Zira hayatımda her ikisi de var. Zaten ilk sınavı vereceğin yer orası olacak, kızım ve kedim seni sevmezse senden
adam olmaz demektir, vaktimizi almayalım der vedalaşırız.
Doğa ve doğa sporlarıyla ilgileniyor olmanı isterim.
Birlikte doğaya açıldığımız programlarımız olmalı. Doğanın içinde var olabilen,
doğaya uyan biri her ortama da rahatlıkla uyum sağlayacaktır bana göre. Doğadan
başlayarak, hayatı çok ama çok sevmelisin.
Mutlu bir insan olmalısın. Hayata bakışın temiz ve aydınlık
bir pencereden olmalı. Olumsuzlukları reddedeceğiz demek değil bu, güzellikleri besleyeceğiz demek.
Yaşama bağlılığım ve gücüm seni de teşvik etmeli. Sen de en
az benim kadar güçlü ve dirayetli olmalısın. Bununla birlikte tüm korku ve
zayıflıklarımızı da bilmeli, paylaşmalıyız.
Hayata pozitif bakmalı, olana ve an’a açık olmalısın. Spiritüelizm,
ezoterizm ve hatta okültizm hakkında fikrin olmalı. En azından öğrenmeye ilgin
olmalı. Sana çok komik ve sıra dışı gelse bile saygı göstereceğini, göstermek
zorunda olduğunu biliyorsundur artık. Benden bir şeyler öğrenmeye ve bana bir
şeyler öğretmeye açık olmalısın. Benden farklı şeyler bilmelisin, mutlaka
senden öğrenecek şeylerim olmalı.
Aklınla, zekanla, bilginle, kültürünle beni kendine hayran bırakmalısın.
Senden öğreneceklerim biterse, sen de bitersin. Bu yüzden kendini devamlı
geliştirmelisin.
Benim düşüncelerime, yaptıklarıma, işime, aileme, arkadaşlarıma,
eşime, dostuma, evime, zevklerime, müziğime, izlediklerime, okuduklarıma, seçimlerime…
mutlak suretle saygı duymak zorundasın. Sevmemek gibi bir seçeneğin elbette var,
ancak eleştirmek, yargılamak, reddetmek asla ve kat’a yok! Bununla birlikte
fikrini belirtmelisin ki, bana da yeni pencereler açılabilsin.
Sanatçı olmalısın. Sanatın herhangi bir dalı mutlaka olmalı
hayatında. Yaratıcı, üretken, becerikli bir adam olmalısın. Yaptığın her şeye
kendinden bir şeyler kattığını görmek, beni sana hayran bırakacaktır.
Sürprizleri çok severim, emrivaki hiç sevmem. Aradaki farka
özen göstereceğini düşünüyorum. Beni düşündüğünü, ihtiyacım olanı anladığını
gösteren irili, ufaklı sürprizlerinden çok mutlu olurum. Hediye alırken sakın
pahalı ve büyük olanlara bakma. Düşünülmüş, özenilmiş, zaman ve emek harcanmış
hediyeleri sever ve sayarım. Hele sakın tembellik yapıp da “Sana bu doğum günün
de ne alayım?” diye sorma, 36 numara ayak izim kaba etlerinde olduğu halinle,
bohçanı balkondan yakalamak zorunda kalırsın.
Romantizm severim. Bu konuda lütfen yaratıcı ve sınırsız ol.
Ağdalı arabeske de kaçmayalım. Sevdiğim çiçekleri şimdi söyleyip, işini daha da
kolaylaştıracak değilim, onları sen bulacaksın.
Derli, toplu, düzenli, temiz olmalısın. Ancak zaman
zaman dağınık olma keyfimiz de olsun.
Para meselesini çözmüş olmalısın. Benim yanımda hesap kitap
yapmamalı ve her şeyi para ile ölçmemelisin. İkide bir para lafı edersen,
arkama bakmadan kaçarım. Gittiğimiz mekanlarda
her şeyi sana ödetmeyeceğim elbette, ama Alman olmadığımızı da
unutmayalım.
Seyahati ve yeni yerler görmeyi en az benim kadar seviyor
olmalı ve rotamızın Avrupa’dan ziyade uzak doğu ve mistik yerler olduğunu
tahmin ediyor olmalısın artık.
Kıskançlık hiç sevmem. Sevmenin mülkiyetin altına almak
demek olmadığını bilerek sahiplenmelisin beni. Bu fikre en güzel örnekler
P.Coelho’nun Zahir ve Patti Smith’in Çoluk Çocuk adlı romanlarıdır. Sevgi
anlayışım o kadar derin, yoğun ve her şeye göğüs gerebilen bir seviyededir. O
romanları okumadıysan oku.
Ailenle iyi ilişkiler içinde olmalısın. Özellikle Annen ve babanla ilgili tüm sorunlarını çözmüş olmalısın. Onlarla ilişkin ne kadar sağlıklıysa, bizim ilişkimiz ve hayatımız da o kadar sağlıklı olacaktır. Bu çok çok önemli bir konu.
Arkadaşların olmalı, sosyal bir insan olmalısın. Hem
birlikte, hem de ayrı geçirdiğimiz zamanlarımız olmalı.
İki ayrı birey olarak ‘Biz’ olmalıyız. Kendimizi ve
hayatımızı, özünü kaybetmeden, iç içe, birbirine kaynaştırarak yaşamalıyız. İki
ayrı parlak bütünden, ışıl ışıl tek bir bütün yaratmalıyız birlikte.
Çok mu geldi? Korktun mu? Sana kim söyledi ki benimle
olmanın kolay bir şey olacağını?
Herkesin yaka silktiğini söylediği, nedense bir türlü de
vazgeçemediği, neredeyse en çok lafı edilen ; İkizler burcuyum. Tek bir kadın
değilim ben, birden fazla ben var benden içeri. Zaman aralıklarıyla değişim
göstermek bir yana, aynı zaman zarfı içinde hem sıcak,hem soğuk, hem Yin, hem
Yang,hem neşeli, hem kızgın, hem aktif, hem yorgun, hem sevgi kelebeği, hem
dişleri uzamış yarasa,hem yüzeysel, hem derin, hem karanlık, hem aydınlık,hem
dişi, hem eril, hem anne, hem çocuk…. ve aklına gelen gelmeyen daha pek çok
duygu, düşünce, hal’im ben.
Sınır, ayıp, günah, ne derler gibi kavramlar pek yok bende. Küfretmeyi
de severim.
Bazı zamanlarda gıcık, ukala, çekilmez olacağımdan hiç
şüphen olmasın. Özellikle periyod öncesi barut fıçısı olurum, ne olursa olsun
alttan alman gereken zamanlardır onlar. Tek kaşımı kaldırdıysam, işin zor,
bilenler bilir. Ve bazen de reklamlara bile ağlayan bir sulugöz olurum,
izlediğim her neyse orada biri ağlıyorsa kesin ağlarım. Dalga geçersen de seni
ağlatırım.
Oyunlar, hesaplar, aldım verdimler, kaçma kovalamacalar hiç
bana göre değil. Kaçtığımda kovalayanı zaten istemem, elde edilmesi gereken av
değilim ben. Sevmek bu değil, hiç değil. Av-avcı oyunuysa seni kamçılayan,
zahmet etme sakın gelmeye, kal sotaya yattığın yerde.
Dürüstlük….Geldik en önemli kısma…Her ne olursa olsun, her
zaman bana sadece doğruyu söylemelisin. Sana inanmak için kuvvetli bir isteğim
olacaktır, ancak bunu yalanlarla, hesaplarla suistimal ettiğini görürsem, seni
havale edeceğim Evren, gerekeni yapacaktır. Geçmişte örnekleri mevcut.
Derin yaralarım var, ancak onlara sebep olan senmişsin gibi,
geçmişimi sana yükleyecek değilim. Seninkileri de omuzlarımda istemem. Ben
bunun için elimden geleni yaparım, senden de hem anlayış, hem çaba beklerim.
İyi gözlemlemelisin beni, ben sana anlatmadan, sen beni
çözmelisin. Neyi neden yaptığımı, hangi tepkiyi neden verdiğimi, neden
sustuğumu, neden susmadığımı… anlamalı, bilmelisin.
Her şeyimi, kendimi bu yazıyla ortaya döktüm sanma.
Keşfedilecek kocaman bir dünya sunuyorum sana, burada yazılmayan. Bu yazıyı
okuyup, kaçmak istediysen, tutmayayım seni, hayatta başarılar. Hemen kolları
sıvadıysan da dur bakalım, öyle sipariş üzerine aşk, sevgi istemem. Sürpriz
olmalısın sen bana, hiç beklemediğim bir anda sunulan, açlığımı gideren, beni
besleyen güzel bir yemek gibi mesela. Her baktığımda farklı renklerini
keşfettiğim, kokusuyla başımı döndüren, her nefesimle yeniden açan çiçekler
gibi mesela… Sonsuz, hep yenilenen…
Merak ediyorsun değil mi, bu kadar şey istedikten sonra ben
ne vereceğim sana?
Bunu benimleyken anlayacaksın ancak. Bende ne varsa sende de
olduğunda.
Bende ne varsa, Yaşadığında…
GayatriSenem
Nisan 2013