Var mı Arttıran?

26 Şubat 2011 Cumartesi

Sormayın...



…
Neden hayatında biri yok diye soranlara: Hani bazen durakta belli bir otobüsü b
eklersiniz ya on dakika, on beş dakika, yirmi dakika beklersiniz gelmez. Bu arada başka alternatiflerde geçer ama binmezsiniz. Nede olsa "beklemişsinizdir o kadar" boşa gitsin istemezsiniz. Sormayın artık bana! Herhangi biriyle değil, beklediğime “değecek” olanla devam etmeliyim bu yola! Durakta yaşlanmak olsa da işin ucunda...

13 Şubat 2011 Pazar

ŞİİR VE GÜÇLÜ ŞÖVALYE

Adam: Nasıl aşığım sana nasıl! Gözlerim senden başkasını görmez, kulaklarım sesin sesinden başkasını duymaz oldu..Güzelliğinden gözlerim kamaşıyor.Aklımdan bir an olsun çıkmaz oldun..her an seninleyim..tüm hayallerimde sen varsın..Öyle asil, öyle iyi kalpli ve akıllısın ki, sen ne dersen onu yapmak istiyorum.Sen tüm içtenliğinle daima yoluma ışık oluyorsun..aşkım..söyle Ferhat’ın olayım..Mecnun’un olayım..fırsat ver aşkımı ispat edeyim..

Kadın: Sözlerin çok güzel..kalpten geliyor olduklarına da inanıyorum..ne çare ki daha önce söylenmemiş değiller. Yüzyıllardır, kadınlar en güzel aşk sözcüklerini, şiirlerini duydular..yaşadılar hatta…Beni heyecanlandırmıyor maalesef bu güzel ve içten sözlerin.Yarın bu sözlerin yerini başka ve kaba sözler alacağından değil…YENİ ve SÖYLENMEMİŞ olmadıklarından..Bana aşkını ispat etmek mi istiyorsun…Ben ne Ferhat ne Mecnun olmanı isterim..Ben güçlü ŞÖVALYE olmanı isterim..ve eğer ispat edeceksen, gireceğin zorlu savaşı yenmeni isterim. Bu öyle zorlu ve çetin bir savaş ki..henüz yapılmadı..yenebilen olmadı…aşkını ispat etmek isteyen her adam, düşmana güç kattı sadece..ve yok oldu..hayatın boyunca gireceğin en zorlu savaş olacak bu..hazır mısın buna?

Adam: Senin aşkın uğruna yenemeyeceğim düşman olamaz..Söyle kim bu düşman nerde saklanıyor?

Kadın: …..bu düşman uzaklarda değil..ve bir tane de değil üstelik..hem çok yakınında hem çok uzağında…hem sende bu düşman..hem bende…hem SENSİN BU DÜŞMAN HEM BEN!

Adam: Hayır asla..ne sensin düşman ne ben..seni seviyorum ben!

Kadın: Bunu biliyorum…düşman da biliyor…doğduğunda, doğduğumda yoktu o düşman..her geçen yılla ve yaşanmışlıklarla gelişerek büyüdü..giderek kök saldı, güçlendi…kolları uzadı, sesi, nefesi yakar oldu…İçimdeki ejderlerden bahsediyorum sana…beni yakıp yıkan, önüme engel olan ejderlerden…Seni yakıp yıkan, önüne engel olan ejderlerden…Gireceğin en zorlu savaş dedim…çünkü gücünü senden..gücünü benden alır o ejderler..onları yenmek için önce beni, önce kendini yok etmelisin!

Adam: Hazırım ben bu savaşa, yeneceğim senin ejderlerini de kendi ejderlerimi de ve ispatlayacağım sana aşkımı!

Kadın: Sandığından daha dirençlidir bu ejderler..her kılıç darbenle yeniden güçlenirler…öldü sandığında en küçük bir boş verme ile yeniden ayağa kalkarlar…seni sandığından daha çok yoracaklar..tüm gücünü alacaklar ve sen zayıfladığın anda daha da güçlenecekler.. Ejderlerim her ayağa kalktığında ben daha zor ve çekilmez olacağım..sana ve sevgine direnç gösterecek, kaçacağım…beni yakan ejderlerim seni de yakacak….ve senin ejderlerin de beni…AŞKIN, SEVGİN ONLARI YENMEYE YETER Mİ? Sevginle ejderlerimi, ejderlerimizi yok edebilir misin?

Adam: Her kılıç darbemle güçlenseler, büyüseler de..yeneceğim onları..
Kadın: İşte sorun da bu…hala kılıç darbelerinden bahsediyorsun…Onlar kılıç darbeleriyle daha da büyür, yok edemezsin..

Adam: Peki nasıl yok edeceğim onları söyle bana..O güzel aklınla bana yol göster…

Kadın: Beni anlayabilmek için önce kendi ejderlerini yok etmelisin. Senden güç alan ejderlerini!..Önce kendini yok etmeli ve yeniden
sevgi ile var olmalısın.Sevgin beni sardığında ve her ne olursa olsun bırakmadığında…ben de senden ve sevginden aldığım güçle savaşa katılacağım ve ejderlerimizi yenip…duru sevgi olarak varolabileceğiz…
Hazır mısın Şövalye?

Senem Kalender
Nisan 2009

Not: Tablo; 1092,Gustav Klimt. Ressamın Beethoven'ın 9.Senfonisinden esinlenerek yaptığı frieze, Viyana Secessione binasının incelemeleri sonucunda, 3 duvarı kaplayacak şekilde ince materyaller üzerine resmedilmiştir. Klimt bu eserde, kötü güçlerle savaşması ve bunu başarması gereken önemli bir figürü meydana getirmiştir. Eserde Şövalye pek çok zorluğu aşar, ve Klimt'in kadın olarak resmettiği şiire sarılarak mutluluğu yakalar.Yukarda görülen bölüm, eserin son bölümü, şiir ve şövalyenin "Ode to Joy" söyleyen melekler korosunun önünde birbirlerine sarılıp, mutluluğu yakalamalarını anlatır. Ben de bu yazıyı bu tablodan esinlenerek yazdım:)

9 Şubat 2011 Çarşamba

Bekarlara sevgililer günü hediyesi;)



Sevgililer günü yaklaşırken bekarların da sinir ve hüzün katsayıları her geçen gün artıyor. Vitrinleri süsleyen kalpler, reklamları süsleyen tek taşlar, kredi kartlarını taksitleriyle süsleyecek olan çiftlere özel tatil seçenekleri...ha tabi bir de bu sinir ve hüzün balonu içinde dolaşan bekarları unutmayan parti ilanları var ortalıkta..."O geceyi evde tek başınıza geçirmeyin, gelin hep beraber eğlenelim!!"...
İşte şimdi size bekarlığınıza son verecek bir formül açıklıyorum: 3000 yıllık Çin metafizik bilimi Feng Shui'nin yeni bir ilişkiye girmek isteyenler için bir sırrı var! Peach Blossom (Çincesini yazı da kafanızı karıştırmak istemedim) adı verilen bu teknikte ihtiyacınız olanlar sadece; bir pusula, şeffaf cam vazo ve taze çiçekler...
Bildiğiniz üzere Çin astrolojisinde burçlar yıllara göre çeşitli hayvanlarla adlandırılıyor. Peach blossom formulünde her 3 hayvan _yani burç_ için belli bir yön var. Yapmanız gerekense kendi hayvanınız _yani burcunuz;)_ için önemli olan aşk yönüne şeffaf vazo içinde taze çiçeklerinizi koymak ve beyaz atlı basiret, pardon prenslerinizi beklemek.. e tabi erkekler için de prenseslerinizi...
Evet şimdi  sizi bekarlıktan ve yalnızlıktan kurtaracak o önemli yönleri açıklıyorum:

Kaplan, At, Köpek :         Doğu 2    (Doğu 90)
Yılan, Horoz, Öküz :        Güney 2   (Güney 180)
Maymun, Fare, Ejderha :  Batı 2      (Batı 270)
Domuz, Tavşan, Keçi :     Kuzey 2   (Kuzey 0)

Eğer hiç pusula görmediyseniz yukarda yazılan numaraların ne olduğunu anlamadınız tabi. Ama elinize pusulayı aldığınızda anlayacağınıza eminim...

Ve tabi bir diğer önemli konu, eğer hala bilmiyorsanız; Çin burcunuzu öğrenmek.bunun için de aşağıdaki linki tıklamanız yeterli.

http://www.astromistik.com/Cinburcu_tablosu.htm

Koyacağınız çiçeğin ne olacağı konusunda bir ipucu:
Gül, enerjisi oldukça kuvvetli bir çiçek. Etrafına yaydığı enerji 27 bin hertz..ve bu dünyanın kendi ekseni etrafında dönüşüyle aynı kuvvet! Gül'ü üstü kapalı bir cam fanusa koyduğunuzda ise enerji dalgası sebebiyle cam fanusun çatlaması kaçınılmaz!
Bu durumda gül mü koyarsınız yoksa sevgisini yapraklarıyla ölçeceğiniz papatya mı koyarsınız tercih sizin..

Tüm bekarlara bol şans;)

Senem

4 Şubat 2011 Cuma

Allah'tan :))

‎..Çocuğumuz düşüp kafasını masaya çarpınca biz hemen masayı döveriz,'he masa eh...hhh sen niye orada du...ruyorsun' diye. çocuk masa orada durmasa kafasını çarpmayacağını sanır ve büyüdükçe yaptığı her
hatayı yükleyecek birini veya bir şeyi mutlaka bulur.'

malum...

mesela, bizim balkan harbinden kalma, dandik vagonlara 160 kilometre hız yaptırdılar. ilk virajda sizlere ömür...
kimin üstüne kaldı? makinistin...

gelene geçene ayran, tost falan satan, kendi halinde sakin bir kasabaydı,susurluk... içişleri bakanlığı, mit, jitem, generaller, özel tim polisleri,kumarhaneciler, bakanlar, milletvekilleri, işadamları... 1000 kişi falan
yargılandı. her şey kimin başının altından çıkmış?
yeşil'in...

deprem oldu... 7 vilayette 50 bin kişi öldü. binlerce bina yıkıldı, on binleri ağır hasarlı. hepsinin sorumlusu olarak kimi kulağından tutup hapse tıktık?veli göçer'i...

edirne'de bebeler şakır şakır öldü... hiç utanmadan biskuvi kolilerine koyup, gömdüler. 'araştırdık, ihmal yok' dediler. peki neden öldü bu yavrular? klima'dan...dikkat isterim, klimacı bile değil, klima.

rakıdan öldük. o gün ile bu gün arasında ne değişti?..
kapağın rengi...

sanal 'sorumlumuz' bile var... yollarda her gün 20 insanımız heba oluyor.trafik canavarı'ndan...

dolar patlarsa?enflasyon canavarı'ndan...

hatta 'sorumlu olmayan sorumlumuz' da var... milli takım oynayıp yeniliyor. suçlusu kim? takıma alınmayan hakan...

domatesleri ruslara kakalayamıyoruz...sinekten...

deli dana geliyor.inekten...

millet hormonlu diye tavuk yemiyor.erman toroğlu'ndan...

evleri su basıyor.yağmurdan...

ormanlar yanıyor.sigaradan...

gemi batıyor.dalgadan...

iyi de kardeşim, uçak neden düşüyor?rahmetli pilottan...

peki bu şartlarda hayatta kalmayı nasıl başarıyoruz?
Allah'tan..."

1 Şubat 2011 Salı

Sevgim'e...

 
Gün bitip de eve geldiğimde, yanağımı kaymak gibi yanağına, dudaklarımı yumuşacık tenine dokundurduğumda, mis gibi taze kokunu içime çektiğimde, içinden fışkıran sevgi ve coşkusuyla beni benden alan gözlerine baktığımda ve minik kollarınla beni sarıp göğsüme başını yasladığında...Dünyada o an olup biten her ne varsa duruyor. Ben gün içinde her ne yaşamış, ne kadar yorulmuş, griler tarafından ne kadar kirletilmiş olursam olayım..o an tertemiz oluyorum yeniden..seninle yeniden saf ve duru halime dönüyorum...ruhum aydınlanıyor...enerjim yerine geliyor...coşku ve sevgi senin gözlerinden benim kalbime gelip çağlayan oluyor...
Yaşam pınarım, hayat kaynağım, sevgi yumağım...yanına bir sokulduğumda bir daha ayrılmak istemiyorum.Sanki senden her ayrılışımda kalbimin bir parçasını sende bırakıyor ve gün bitip de sana kavuştuğumda kalbimi tamamlıyor, nefes alıyorum yeniden...
Bugün yine temizledin, ısıttın beni..İyi ki geldin yaşamıma, baş köşesine kuruldun, herşeyim, hayat arkadaşım oldun. Hayatta başıma gelen en güzel şey; Can kızım Ayşe Mira'm...

İyi ki varsın :)...
 
Senem
08 Haziran 2010 22:45

Diye yazmıştım o tarihte...Şimdi yanımda değil sevgim..sadece bir kaç günlüğüne tatile gitti...e ben de biraz yarım kaldım bir kaç günlüğüne...

30 Ocak 2011 Pazar

Seviyorum...

Çok seviyorum..çook...hem de nasıll...
Öyle çok seviyorum ki; gelmişini geçmişini, ailesini,arkadaşlarını, eski sevgililerini, seviştiklerini, dokunduklarını, öpüştüklerini, sarıldıklarını, seni seviyorum dediklerini,ona seni seviyorum diyenleri, ilk aşkını, milli olduğunu, sefil olduğunu, aşkından ölüp bittiğini, reddettiğini, reddedeni, terkettiğini, terkedeni, yazdığı aşk mektuplarını, ona yazılanları,sevgilileriyle nerelere tatile gitti, hangi restaurantlara gitti, hangi filmler ve şarkılara dair anıları oldu...bak mesela geçen gün selam verdiği o kız kimdi, söyledi kimdi ama yok ben biliyorum o kızla bişi olmuş geçmişlerinde, anlarım ben!...geçmişine ait ne varsa hepsini ama hepsini merak ediyor, bilmek istiyorum o derece seviyorum anlayacağın...
Öyle çok seviyorum ki; mesela şu anda kimle ne yapıyor, ne konuşuyor, bugün kimle rastlaştı, kime selam verdi, kim ona selam verdi, kimlerle mesajlaştı, kimlerle telefonda konuştu, aklından neler geçti, mesela beni kaç kez düşündü, arkadaşlarına kaç kez benden bahsetti, beni ne kadar özledi, dün gece rüyasında gördü mü, nasıl gördü, şimdi, tam şu anda beni düşünüyor mu...her anını merak ediyor,bilmek istiyorum, o derece seviyorum anlayacağın...
Benimle geleceğe dair planlar yapıyor mu acaba..ailesiyle ne zaman tanıştıracak, evlenme teklif edecek mi, yoksa birlikte yaşayalım mı diyecek, yüzük alacak mı, nasıl bi yüzük alacak, Sex and the City deki gibi arkadaşlarıma mı danışacak, evlenme teklifini nsaıl yapacak, nerde evleneceğiz, kaç çocuk yapacağız, kız, erkek ne olacak, isimleri ne olacak, nerde oturacağız,evimizi nerden döşeyeceğiz..tüm geleceğimizi merak ediyorum, o derece seviyorum anlayacağın...

Sen de seviyor musun, anlatsana nasıl seviyorsun?
Ben mi...seviyorum...tüm bunları hiç bilmek istemeden...sadece kalbimle, kalbini seviyorum...

Erkek Dediğin:)

Erkek dediğin, seni elinin tersiyle değil avucunun içiyle kavrayacak. Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz elimi böyle.

Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek.

...
İnce olacak; seni senin kadar düşünecek. Sen onu merak ettiğinde, kendisine hesap soruluyor havalarına girmeyecek. Senin inceliğine karşı umursamaz sözler sarf etmeyecek.

Adamın sinirini bozmayacak, cinlerini tepesine çıkarmayacak, sanki sen onun için varmışsın, her ne zaman istese emrine amadeymişsin, o ne yaparsa yapsın her istediğinde yanında elinin altında olacakmışsın tiriplerine girmeyecek.

Sen ona sevgini hissettirdiğinde, sen ona kayıtsız şartsız âşıkmışsın gibi havalara girmeyecek.

Erkek dediğin ilgi gördüğünde ilgiyle, sevgi gördüğünde sevgiyle karşılık verecek.

Erkek dediğin, sen onun için kendine baktığında, sırf ona daha güzel görünmek için giyinip kuşandığında, hiçbir şey olmamış gibi davranmayacak.

Ruhunu okşamasını bilecek. Romantik olacak kimi gün; habersizce kucağında çiçeklerle çıkıp gelecek. Özel günleri unutmayı marifet sanmayacak.

Kayıtsız olmayacak senin bütün zarafetine karşı. Gerçekten seven bir kadın sevgi ve ilgi bekler, erkeğine verdiği aşkın karşılığında küçük bir tatlı söz, kısa bir mesaj, bir çağrı bile onu mutlu edebilir. Erkek dediğin bütün bunları cebinden para harcıyormuş gibi cimrilikle yapmayacak.

Ben aranmayı, çok aramayı sevmem demeyecek. Her şey kendi istediği gibi olsun istemeyecek. Sadece kendi canının istemesine bağlamayacak her şeyi.

Erkek dediğinin, hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek.

Seviyorum deyip bir sonraki perdede kaçmayacak, özlüyorum diyorsa gelecek, kaybetmek istemiyorum diyorsa kaybetmeyecek.

Erkek dediğin aşkına sahip çıkacak. Korkak olmaz erkek dediğin. Erkek dediğin iyi sevişecek. Koyun gibi yatmayacak, bir an önce şu iş bitse demeyecek.

Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin. Bir baba şefkatiyle seni alnından öptüğünde bileceksin ki, sevgisi geçici ve zayıf değildir. Ve sevgiyle öptüğünde dudaklarından bileceksin ki, öpüşün tek sebebi şehvet değildir.

Erkek dediğin yakışıklı olacak, çekici olacak ama bundan çok daha öte bir şey... Zeki olacak.

Kadının küçük yalanlara, bahanelere inanmayacağını, kendisini kendi gibi tanıdığını bilecek. Kadının zekâsını küçümsemeyecek kadar zeki olacak. Zeki olacak, seni bir hamur gibi karmasını bilecek, o hamura kendisi katmasını da.

Değerlerini bir anlık hevesler uğruna satmayacak. Namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seninle yataktayken kullanacak.

Erkek dediğin önce kendini sevecek. Kendini sevmeyen erkekten kimseye hayır gelmez. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu adamla ne yatağa sığıyorsun, ne toprağa... Koluna girip gezmesini bileceksin gururla, koynuna alıp sevişmesini de. Babalığını da bilecek, ana-babaya hürmet etmeyi, kadir kıymet bilmeyi, vefakârlığı, fedakârlığı...

Erkek dediğin seni koruyacak, kuşatacak. O nerede olursa olsun seni koruyacağını bileceksin.
Pısırık olmayacak erkek dediğin. Erkek dediğin erkek olacak.

Seni sadece sen olduğun için sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediğiyle hareket etmeyecek.

Hem sevgilin, hem arkadaşın, hem dostun, hem baban, hem çocuğun olacak; huzurla bağrına basacaksın.

[ Can yücel ]