Çok uzaklarda bir yol varmış ve bu yol maceraya açılıyormuş. Çiçeklerle dolu çok güzel bir yolmuş ancak dikkatli yürümek gerekirmiş. Yol denizin üzerinde güzel mi güzel bir yolmuş.
Ali adında bir çocuk varmış. Bu yoldan geçip bir deniz kıyısına varmış. Kıyının üzerinden uçarak çok eğlendiğini düşünmüş. Ancak bu çok uzun sürmemiş, bir süre sonra kendini kontrol edememeye başlamış.
Başka yerlere yol almış. Sonunda harika bir deniz görmüş. Deniz parlıyormuş. Ali biraz daha gittikten sonra bir denizkızı görmüş. Ondan, Ali’ye nerede olduğunu söylemesini istemiş. O şu anda macera yolu adlı bir yoldaymış. Daha maceranın bitmediğini söylemiş denizkızı.
Yoluna devam etmiş. Başka bir denizkızı daha görmüş ve bir dolu da martı görmüş. Bu görüntü ona çok ama çok güzel görünmüş ancak yoluna devam etmek zorunda olduğunu biliyormuş. Hemen başka yerlere gitmiş. Orada bir ağaç varmış ama bu ağaç biraz garip bir ağaçmış. Bu ağacın üzerinde birkaç tane çalı varmış. Orada bir dolu deniz kabuğu varmış. O deniz kabuklarının içini açmış ve içinde inciler bulmuş. O incileri cebine koymuş.
Biraz daha yol aldıktan sonra bir ağaç görmüş. O ağacın üzerinde bir kitap varmış. Resimler varmış ve kendisi de o kitaba yaşadığı şeyleri resimlemeye karar vermiş.
Bunlar bir masaldı. Bu masalı okuyan iki çocuk meğersem masalın içine girmişler. Bu masalı da çok beğenmişler.
Ayşe Mira Öztüfekçi
8 yaş



