Var mı Arttıran?

4 Aralık 2011 Pazar

Orda bir köy var uzakta...

"Orda bir köy var uzakta, gitmesek de, görmesek de o köy bizim köyümüz" türküsüyle büyüyen bir nesilin sevgiyi,değer vermeyi göstermekle ilgili algı ve vergisini sorgulamaya gerek var mı bilmiyorum.
 "Çok değer veriyorum, çok önemli, çok seviyorum...vs"
Sevdiğini, değer verdiğini, tek kalenin, sığınağının o köy olduğunu sen kendi kendine istediğin kadar düşün, hisset.Köye yıldırım düşmüş, fırtınalarda ağaçları devrilmiş, sellerde yerle bir olmuş umurunda mı senin?
Dönüp baktın mı? Köyü korumak için birşeyler yaptın mı? Hadi hiç bir şey yapamadın, fırtınalar ağaçları savururken birine bile sarılıp orada oldun mu?
Çok güzel çiçekler ekip, sonra tek bir çiçeğine bile su vermediğin köyünde, dikenler, otlar bitmeye başladığında köye bakıp; niye bu dikenler, otlar demeye hakkın olabilir mi?
Köye sırtını dönüp gitmişsin, ne zaman döneceğini, hatta dönüp dönmeyeceğini bile söylemeden gitmişsin, köyün için hiçbir şey yapmamış, hiçbir şey vermemişsin yine de bıraktığın gibi kalsın istiyorsun.
Köy sana martılar göndermiş sevgisini,özlemini anlatmak, sana kendini hatırlatmak için..Bazen de kargalar; durumundan haberdar etmek, bakımsızlıktan çürümeye, yok olmaya doğru gittiğini anlatmak için.
Sen martıları alıp, bir süre sevip onları boşluğa salmış, kargalaraysa taşlar atmışsın. Köyün uyarı çığlıklarına, seni çağırmalarına duyarsız ve ilgisiz kalmak bir yana bir de taşlarla canını derinlerden yakmışsın. En çok sahiplenmen, ilgilenmen, şefkat göstermen gerekenler kargalar oysa. Martıları herkes sever, lekeleri olsa da beyaz hakim onlara.
Köyünün kargalarını bile sevip, sahiplenip, onlarla ilgilenirsen, o köy senin köyün olabilir. Ancak o zaman "GERÇEK" ten, "YÜREK" ten değer vermekten söz edilebilir. Ancak o zaman "SAMİMİYET"ine inandırabilirsin.
Köyler emek ister, bakım ister. Arada sırada gönderilen kısa 'nasılsın' mektupları yalnızlık rüzgarlarında savrulur gider.
Köy seni içten sevmeye, özlemeye devam eder, tüm bunlar oldu diye de suçlamaz, sen yine de anlamazsın.
O kadar 'BEN' desindir.
Hiç emek vermediğin, beslemek için hiçbir şey yapmadığın köyün bakımsızlıktan çürüyüp dikenlerle kaplandığında sana düşen kızıp sinirlenmek ve vazgeçmek değil, o köy gerçekten senin 'tek kale'nse ona sahip çıkmak, temizlemek, orada yeniden çiçekler açmasını sağlamak. Ha beklesin köy daha, benim şehirde yapmam gerekenler var diyorsan, sana rağmen yeterince bekledi köy. Kendi toprağını korumak için nadasa durmak zorunda. Yeniden çiçeklenebilmek için.
Şimdi sana düşense; ya bunu değiştirmek, ya da bununla yaşamak, şikayet etme hakkın olmadan.

Senem
Aralık 2011

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder