Çok güzel bir liman. Renkli, canlı, güvenli, bilge
bir havası var. Çok güçlü ve sağlam görünüyor. Bir yanıyla yeni, genç bir
limana benziyor. Oysa yakından bakınca
nice gemilerin gelip, hikayelerini bırakıp gittiğini görebiliyorsun. Barındırdığı
nice hikayeyi karanlık dehlizlerinde saklarken, gelen yeni gemiler onun güvenli
duvarlarını ve gülen yüzünü görüyor.
Gizemli bir havası var, uzaktan
görüldüğünde, gemiler rotası olmadığı halde oraya uğramadan edemiyorlar.
Kendileri de nasıl olduğunu anlamadan, rotadan çıkarak, dümenlerini o güzel
limana doğru çeviriyorlar.
Gelen gemileri ağırlıyor liman. Bazı
özel gemileri en özel, en korunaklı köşesine alıyor. Orada güzelce ağırlıyor. Gemi
ve liman birbirleriyle hikayelerini paylaşıp, yeni hikayeler yaratıyorlar. Ve
işte orada limanın yakıcı gizemi açığa çıkıyor. Etrafta hiç fırtına yokken,
sadece o köşede, sadece limanın özel ilgi gösterdiği o gemide fırtınalar kopuyor.
Dümenler çatırdıyor, yelkenler yırtılıyor, yolcular sağa sola savruluyor. Fırtına, ne geminin, ne limanın
kontrol edemediği bir hal alıyor, sanki gemiye rotadan ayrıldığını ve bir an
önce rotasına girerek yoluna devam etmesi gerektiğini hatırlatır gibi gemiyi
sarsıyor, hırpalıyor. Gemi, alması gerekeni alıp, ardında saklanacak yeni
hikayeler bırakarak limandan ayrılıyor. Rotasına ve beraberinde taşıdığı
yolcularına eskisinden de sıkı sarılarak, limanı ardında bırakıyor. Aldığı gizemli güç, gemiyi eskisinden daha sağlam ve kuvvetli hale getiriyor.
Gemiler geliyor, gemiler gidiyor.Liman ise gemilerin yarattığı dalgalarla boğuşuyor her gidişin ardından. Ve her
dalgalanma dalgakıranlarında, duvarlarında tahribata sebep oluyor.Dalgaların yarattığı tahribatı her seferinde tamir etmeye uğraşıyor. Her gidişle
ondan da bir parça gidiyor.
Ama yoruldu artık, tahribatları
tamir etmeye gücü kalmadı. Dahası artık tamir etmek de istemez oldu. Hiçbir gemiyi
ağırlayabilecek yeri kalmadı. Dehlizlerde saklanan sırlar,
hikayeler yenilerine yer bırakmayacak
kadar dolup taştı. Dahası, hiçbir gemiye verecek ne gücü, ne desteği, ne korunağı,
ne de bunu yapma isteği kalmadı. Giden parçaların, yıkılan duvarların ardından
açılan yerlere dolan sulara karışmak istiyor.
Liman olarak görevi bitti artık. Belki de yıkılmanın zamanı
gelmiştir, belki de artık tozunu toprağını denize katma, denizle bütünleşme zamanı
gelmiştir.
Evet, limanın yıkılıp, Deniz olma zamanıdır artık.
GayatriSenem
13 Mayıs 2013


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder